Anlaşmalı Boşanma
ANLAŞMALI BOŞANMA
Giriş
Modern yaşamın beraberinde getirdiği hızlı toplumsal dönüşümler, ahlaki değerlerdeki aşınma, ekonomik sıkıntılar, bireyselleşme eğilimleri ve iletişim problemleri gibi çok boyutlu nedenler, evlilik kurumunu ciddi biçimde sarsmaya başlamıştır. Temelinde karşılıklı sevgi, saygı, sadakat ve huzur bulunması gereken evlilik birliği, bu unsurların yokluğu hâlinde, yalnızca taraflar açısından değil çocuklar ve nihayetinde toplum bakımından da olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir çatışma alanına dönüşebilmektedir.Bu durumda ömür boyu bir birliktelik sürmek amacıyla bir araya gelen iki ayrı cinsten kimse, zaman içerisinde kanunda belirtilen çeşitli gerekçelerle kurmuş oldukları evlilik birliğini sona erdirmek isteyecek ve bunun neticesinde boşanma gündeme gelecektir.
Boşanma nedenlerine bakıldığında oransal olarak en fazla görülen boşanma nedeni genel boşanma nedenlerinden birisi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Özel bir boşanma sebebine dayanmama halinde dava süreci uzamaktadır. Bu nedenle genel boşanma sebebiyle açılan davalarda alternatif arayışına girilmiş ve süreci kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla kaynak kanunumuz olan İsviçre Medeni Kanunu’na 2000 yılında yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle dâhil edilerek eşlerin anlaşmalı boşanma yoluyla evlilik birliğini sona erdirmesine imkân tanınmıştır.
Anlaşmalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenleme altına alınmış mutlak nitelikte bir genel boşanma nedenidir. Mutlak nitelikte bir boşanma nedeni olması sebebiyle, anlaşmalı boşanmaya ilişkin kanunda belirtilen şartların gerçekleşmiş olması boşanmaya karar verilebilmesi için gerekli ve yeterli olmaktadır. Zira anlaşmalı boşanma davasının söz konusu olduğu hallerde hâkim ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını yahut evliliğin eşlerden biri açısından çekilmez hale gelip gelmediğini araştırma yükümlülüğü altında değildir.Bundan dolayı da hâkim boşanma nedenine yönelik araştırma yapmamakta ve yargılama daha hızlı bir şekilde sonuçlanmaktadır. Nitekim anlaşmalı boşanmaya ortak bir şekilde karar vermiş ve anlaşmalı boşanmanın kanuni koşullarını sağlamış eşler bakımından evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı karinesi kabul edilmektedir.
En yalın haliyle; anlaşmalı boşanma, eşlerin serbest iradelerine üstünlük tanınarak eşlerin beyanları doğrultusunda evliliğe son verilmesidir.
1. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları
- Anlaşmalı boşanmaya ilişkin şartlar Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu şartlar şunlardır:
- · Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması
- · Boşanma davasının eşler tarafından birlikte açılması veya davayı açan eşin davasının diğer eş tarafından kabul edilmiş olması,
- · Hâkim tarafından anlaşmalı boşanmak isteyen eşlerin bizzat dinlenerek özgür iradeleriyle ilgili talepte bulunduklarına kanaat getirilmiş olması,
- · Eşler tarafından düzenlenecek boşanmanın mali sonuçları ile çocuklara ilişkin sonuçlarına yönelik anlaşmanın hâkim tarafından uygun bulunması.
Anlaşmalı boşanmanın söz konusu olabilmesi için bu şartların bir arada bulunması gerekir. Ancak anlaşmanın bu unsurlarla sınırlı olarak düzenlenmesi zorunlu değildir. Yani anlaşma bunların yanında tarafların iradesine bağlı olarak boşanmanın diğer hukuki sonuçlarını da içerecek şekilde genişletilebilmektedir. Örneğin; boşanma sonrasında kadının kocasının soyadını taşımaya devam etmesi, çocukların eğitim giderleri, ortak çocuğun üçüncü kişilerle ilişkisi, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesine ya da farklı bir mal rejimine ilişkin hükümler, yargılama giderleri gibi düzenlemeler tarafların üzerinde uzlaştığı diğer hususlarla birlikte protokole dâhil edilebilir. Bu gibi ihtiyari içerik bakımından bir eksiklik bulunması, anlaşmalı boşanma kararının verilmesini engellemez. Zira TMK m.166/III hükmü uyarınca hâkimin onayına sunulması gereken protokolün asgari düzeyde mali sonuçlara ve varsa müşterek çocukların durumuna ilişkin hükümler içermesi yeterli kabul edilmektedir.
Taraflar her ne kadar ihtiyari unsurları anlaşmaya dâhil edebilseler de bu sunulan anlaşma, vadeye dayalı olmamalı, yani gelecekteki belirsiz olaylara bağlı bir içerik taşımamalıdır. Ayrıca anlaşmanın, yeni uyuşmazlıklar doğuracak nitelikte olmaması, boşanma sonrası sürecin hukuki güvenlik içinde ilerlemesi bakımından önemli olacaktır.
Anlaşmalı boşanma kusura dayanmayan nitelikte bir boşanma nedenidir. Başka bir ifadeyle anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilmesi için muhakkak eşlerden birinin boşanmaya neden olabilecek bir kusurlu davranışının bulunması gerekmemektedir. Eşlerden her ikisinin de kusursuz olduğu hallerde dahi örneğin; eşlerin karakter yapılarının, mizaçlarının, fikirlerinin, bakış açılarının, yetiştirilme tarzlarının, geldikleri sosyal çevrelerin, eğitim düzeyleri ve statülerinin farklı olması sebebiyle yaşadıkları anlaşmazlıkların varlığı halinde anlaşmalı boşanma yoluna gidilmesi mümkündür.
2. Mal Rejiminin Tasfiyesi ile Anlaşmalı Boşanmanın İlişkisi
Anlaşmalı boşanma davasında tarafların boşanmanın mali sonuçları üzerinde uzlaşmaları zorunludur. Bu mali sonuçlar yönünden zorunluluk; maddi, manevi tazminat ve nafakaya ilişkindir. Yani mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın doğrudan eki niteliğinde değildir. Bu sebeple protokolde mal rejimine ilişkin bir düzenleme yapılmaması anlaşmanın uygulanmasına engel teşkil etmez.
Eğer boşanma protokolünde "mal rejimi tasfiyesi yapılmıştır", "tarafların birbirlerinden mal rejimine dayalı alacağı kalmamıştır" gibi açık bir ibare yer almıyorsa, boşanmadan sonra mal rejimi davası açma hakkımız saklıdır.
Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatları; protokolde mal rejimine dair bir hüküm bulunmaması, bu haktan feragat edildiği anlamına gelmeyeceği yönündedir. Örneğin bir kararında, “…Taraflar yukarıdaki şartlarda anlaşmış olup birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri ile mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti talep etmeyecektir” hükmünün imza altına alındığı, Mahkemece yapılan yargılamanın 05.02.2013 tarihli duruşmasında eşlerin hazır bulunduğu, protokolün doğru olduğunu ve onayladıklarını, anlaşma metni dışında birbirlerinden karşılıklı maddi ve manevi tazminat taleplerinin bulunmadığını beyan ettikler, Mahkemece gerekçeli kararın 7. bendi ile 05.02.2013 tarihli protokolün onaylanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; eşlerin gerek anlaşmalı boşanmaya dayanak protokol metninden gerekse duruşmadaki beyanlarından aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri sonucuna varılamadığı gibi, salt “davalının davacıya ait evde oturacağına” ilişkin anlaşma hükmünden eşlerin mal rejimini tamamen tasfiye ettiklerini değerlendirmek mümkün değildir…” şeklinde hüküm kurmuştur.
Uygulamada anlaşmalı boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde mal rejimine ilişkin de dava açılabileceğine yönelik kabul vardır. Ancak Türk Medeni Kanunu m. 178'de yer alan bu 1 yıllık zamanaşımı süresi; boşanmanın fer'isi (eki) niteliğindeki maddi-manevi tazminat ve nafaka talepleri için geçerlidir. Mal rejimi davası boşanmanın fer'isi sayılmadığı için bu 1 yıllık kısa süreye değil, 10 yıllık genel süreye tabidir. Ancak eğer anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejimine ilişkin "tarafların birbirlerinden mal rejimine dayalı herhangi bir hak ve alacağı kalmamıştır." şeklinde bir ibare yer alıyorsa ve bu protokol mahkemece onaylanmışsa, 10 yıllık süre dolmamış olsa bile dava "hakkın önceden tasfiye edilmiş olması" nedeniyle reddedilebilir.
Nitekim Yargıtay bir kararınd; “…Somut olayda mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin on yıllık zamanaşımı süresinin tarafların boşanmasına ilişkin hükmün kesinleştiği 28.06.2002 tarihinde işlemeye başlayacağı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Eldeki dava ise 11.02.2008 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olup fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000TL katkı payı talep edilmiştir. Açılan eldeki dava ile sadece talep edilen miktar yönünden zamanaşımı kesilmiş, şimdilik denilerek istenmeyen katkı payı alacağı yönünden işleyen zamanaşımı süresi ise kesintiye uğramamıştır…” şeklinde hüküm kurmuştur.
3. Anlaşmanın Şekli, İçeriği ve Hâkimin Onay Süreci
Anlaşmalı boşanma herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Yani eşler, anlaşmalarını mahkeme huzurunda sözlü olarak beyan edebilirler. Bu durumda hâkim, sözlü olarak bildirilen anlaşmayı duruşma tutanağına geçirir ve ilgili kısmı taraflara imzalatır. Böylece anlaşma resmiyet kazanmış olur. Bunun yanında eşlerin boşanma protokolünde bir taşınmaz ile ilgili ayni ya da sınırlı ayni hak tesisine yönelik mutabakata varmış olmaları da anlaşmayı şekle tabi hale getirmez.
Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için eşlerin boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında vardıkları uzlaşmanın hâkimin denetiminden geçerek uygun bulunması gereklidir. Bu noktada hâkimin görevi, eşler arasında yapılmış anlaşmayı şeklen onaylamakla sınırlı olmayıp anlaşmanın eşlerin ve özellikle çocukların menfaatine uygunluğunu maddi yönden değerlendirmektir. Hâkim, tarafların sunduğu düzenlemeyi uygun bulmazsa, doğrudan anlaşmalı boşanma talebini reddetmek yerine, taraflara gerekli gördüğü değişiklikleri önermeli ve söz konusu sakıncaların giderilmesini sağlamalıdır.
4. Anlaşmalı Boşanmanın Sonuçları
Evlilik birliğinin sona ermesi en temelde eşler arasında kaynağını evlilik birliğinden alan örneğin, sadakat yükümlülüğü yahut birliğin korunması ve temsili gibi çeşitli hak ve yükümlülükleri sona erdirmektedir. Bunların yanı sıra evlilik birliğinin sona ermesiyle eşler ve varsa çocuklar bakımından birtakım başkaca hukuki sonuçlar da ortaya çıkmaktadır, nitekim bunlardan biri de taraflar için yeniden evlenme imkânının doğmasıdır.
Anlaşmalı boşanmayla birlikte eşler arasında sona eren evlilik birliği bazı hususlarda eşlerin kişisel durumlarını etkilemektedir. Vatandaşlık, erginlik, kadının soyadı; bu kişisel durumların başında gelir.
TMK m. 173’e göre boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur. O halde, Türk vatandaşlığını elde etmiş bir yabancının daha sonraki süreçte anlaşmalı boşanma yoluyla evlilik birliğini sona erdirmiş olması evlenme yoluyla elde ettiği Türk vatandaşlığının ortadan kalkmasına sebebiyet vermez. Yine evlenme kişiyi ergin kıldığı için anlaşmalı boşanmayla evlilik birliğini sona erdirmiş olsalar bile evlenme ile ergin olan kadın yahut erkek eş erginliğini sürdürmeye devam eder.
Kadının soyadı hususunda ise anlaşmalı boşanma protokolünde kadın eşin, boşanma sonrasında erkek eşin soyadını taşımaya devam edebileceğine ilişkin taraflarca herhangi bir düzenlemenin yapılmamış olması halinde ise kadın eş anlaşmalı boşanma sonrasında evlenmeden önceki soyadına geri dönecektir. Ancak elbette ilerleyen süreçte TMK 173/2 çerçevesinde menfaatinin gerektirdiği hallerde ve eski eşinin soyadını ona zarar getirmeyecek biçimde kullanacağını ispat etmek koşuluyla, açacağı dava kapsamında boşanma öncesindeki soyadını kullanmaya devam etmeyi mahkemeden talep edebilecektir.
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesinin ve taraflar hakkında verilen boşanma kararının kesinleşmesinin ardından boşanmanın eşler bakımından ortaya çıkan mali sonuçları; yoksulluk nafakası, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi şeklinde kendini gösterir. Mali sonuçların anlaşmalı boşanmada protokolünde gösterilmesi zorunludur. Eşler tarafından hazırlanan protokolde nafaka, maddi ve manevi tazminat hususunun kanunda belirlenen şartlara uygun ve hukuken geçerli biçimde düzenleme altına alındığının hâkim tarafından yapılacak inceleme ve denetimler neticesinde tespit edildiği hallerde ilgili protokol onaylanarak uygulamaya konulacaktır.
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesinin ve taraflar hakkında verilen boşanma kararının kesinleşmesinin ardından asıl olarak eşler bakımından çeşitli sonuçlar doğmakla birlikte varsa ortak çocuklar bakımından da birtakım sonuçların ortaya çıktığı görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere velayet hususu da anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsurlarındandır.
Taraflar, anlaşmalı boşanma protokolünde yer vermiş oldukları düzenlemeler çerçevesinde ortak çocuklarının velayetini üstlenir ve protokolde yer alan düzenlemelere uygun biçimde üstlendikleri sorumlulukları yerine getirirler. Buna paralel, eşler hazırladıkları protokol kapsamında, çocukların velayetinin onların üstün yararlarına aykırı düşmeyecek şekilde belirli bir zamana kadar eşlerden birinde kalmasına, bir süre sonra ise velayetin diğer eşe geçmesine yönelik bir anlaşma yaparak ilgili hususu anlaşmalı boşanma protokolüne dâhil edebilirler. Bu gibi benzer başkaca durumların protokolde düzenleme altına alınması mümkün olup bu çerçevede eşlerce boşanma sonrasında ve ilerleyen süreç boyunca da ilgili protokolde belirtilen düzenlemelere uygun hareket etme sorumluluğu söz konusu olacaktır.
Velayetin yanı sıra iştirak nafakası da anlaşmalı boşanmanın çocuklar bakımından sonuçlarındandır. Bu nafaka boşanma sonrası ergin olmayan ortak çocukların bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması maksadıyla velayet kendisine bırakılmayan eş tarafından ödenmesi gereken nafakadır. Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde bu hususu da düzenlemek zorundadır. Tarafların yaptığı boşanma protokolü hâkim tarafından incelenir ve geçerlilik koşullarını taşıdığı tespit edilerek uygun bulunursa onaylanarak uygulamaya konulur. Böylece taraflar, iştirak nafakasına ilişkin üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olur.
Sonuç
Anlaşmalı boşanma, eşlerin serbest iradelerine üstünlük tanınarak eşlerin beyanları doğrultusunda evliliğe son verilmesine olanak sağlayan ve TMK’de yer verilen bir düzenlemedir. Evlilik birliğinin artık sürdürülmesinin mümkün olmadığı, ortak hayatın yeniden tesisinin eşlerden beklenemeyeceği durumlarda, tarafların uzlaşma zemininde bir araya gelerek anlaşmalı boşanma kararı almaları, hem birey hak ve özgürlüklerinin hem de sosyal barışın tesisi bakımından önemlidir. Bunun yanında yargılama sürecini hızlandırdığı için oldukça kolaylık sağlayan önemli bir hukuki imkândır.
Kaynakça
- Altunkaya, Mehmet. “ANLAŞMALI BOŞANMA”. Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 20 sy.2 (2025): 1-27.
- Asan, Sedenur. “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 2023.
- Hoşbaş, İlayda. “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, 2024.
- Kılınç Alev, İlayda. “ANLAŞMALI BOŞANMA”. Yüksek Lisans Tezi, Akdeniz Üniversitesi, 2024.
- Mehmet Altunkaya, “ANLAŞMALI BOŞANMA”. Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 20 sy.2 (2025): 1
- Sedanur Asan, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”(Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 2023), 10.
- İlayda Hoşbaş, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA” (Yüksek Lisans Tezi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, 2024), 52.
- Hoşbaş, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”, 52.
- Altunkaya, “ANLAŞMALI BOŞANMA”, 19.
- Altunkaya, “ANLAŞMALI BOŞANMA”, 21.
- Yargıtay HGK, 07.06.2022, E. 2019/335, K. 2022/850
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.03.2022, E. 2019/238, K. 2022/319
- Hoşbaş, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”, 53.
- Hoşbaş, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”, 133.
- Asan, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”, 35.
- Hoşbaş, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”, 137.
- Hoşbaş, “TÜRK HUKUKUNDA ANLAŞMALI BOŞANMA”, 153.
- Altunkaya, “ANLAŞMALI BOŞANMA”, 17.